Size bir sır vereyim. Mutlu gibi görünüp acılarını bastıran. Hergün güzel kitaplar okuyup, kırlarda yürüyüşe çıkan. Sanal ortamda binlerce çoşturan güzel söz paylaşan. Sonra mı? Son bir damlayla hayata küsüp kendinden ve herşeyden nefret ettiğini artık saklayamayan yüzlerce danışanım oldu. Sakın unutmayın, zihninizde unutmuyor, biriktiriyor ve sistemi çökertiyor. Miş gibi yaşam sadece başkalarına şirin görünmeyi sağlar.
Hayatın kırık kaleminden dökülen nağmelerle. Koşar adım ölüme gidercesine sana doğru yürüdüm hep.
Anlatacak çok şey var aslında… Sözler nicedir anlayan yüreğe hasret. Derim hep, insan olmak ince iş… İnce olmak meziyet…! Anlıyorum ” diyorsun ya hani… Bana kalsa budur servet. Ben anlatırım gözüm… Senin dinlemeye mecalin varsa şayet…
Yazmak o kadar da karmaşık bir iş değildir bence.Resim yapamayan kişiye resim karmaşık gelebilir, heykel yapamayana taşa can vermek. oysa bu işi yapanlarda bir yetenek bir ışık olmalı ki o işi yapabilsin. O kişiye yaptığı iş karmaşık ve zor gelmez bence. Hamura şekil verirken veya taşı yontarken gideceği yolu beyni gösterir zaten. Kuru, çorak, derinlerinde su olmayan topraktan su kaynar mı? Fakat o toprakta su varsa, toprağın altında belirli bir çoğunluğa ulaşınca fışkırır. Yazmak da öyledir
kim bilir ne güzel olurdu “gitme” diye şiirler yazmak sana… gelseydi…gitme denebilirdi…ama gelmedi..gitme deme melodramından bile mahrum etti…
Burun her kokuyu nasıl ayırt edebiliyorsa, kalp de herkesi farklı seviyor(ana,baba,arkadaş..vs). Onun içindir ki ‘kimseyi seni sevdiğim gibi sevmedim‘ diye bir söz kalıbının hakkını verenler de var!
Siyaset Farklı bir meslektir… Dürüstler pek bu işten anlamaz… Devletler arası hukuk da farklı bir kulvardır… Fatih istanbulu feth ettiğinde ben doğu romanın intikamını aldım ve ben doğu romanında hükümdarıyım diyerek rumlara sahip çıkmıştır… Aynı şekilde kılıçaslan bizansın ordusunu yendiğinde yoketmesi imkanı varken askerini geri çekerek bizans ordusunu ve kralını selamlayarak adeta uğurlamıştır… Selahattin eyyubide haçlı ordularını bağışlamış kralı
Bana hep seni soruyorlar ,Hep seni İnsan diyorum ,sahip olmadığı bir şeyi nasıl anlatır ? Kıvrılıp duruyor önümde zaman , Uyurken dizlerimi karnıma çektiğim gibi . Yitirilmiş bir çocukluk gibi ellerim Uzatılmış sevdalarda değilde Dizlerimin arasında çoğu zaman . Ağlarsam anlayacağım acının bende kalıcı olmadığını Anlarsam unutacağım .. İçimi seller götürüyor ,gözüm kupkuru ..
”İbni Selam” vuslatı kadar zulüm etmeden, Sevdasını uçsuz bucaksız devranda yalnız bırakmadan, Engin yüreğini sızlatmadan sevmek ve yılmadan, Korkmadan daima,yüreğine kan damlatmış sızlamaktan, Hem dünyamda hem ahirimde Leylam oldun.
Bi mühendisseniz, ya da öylesine sanayide çalışan bi elemansanız. Ya da başka herhangi bir makina kullanan birisiyseniz böyle düğmeler görürsünüz. Açma kapatma düğmesi. Varsa bunlardan fazlası vardır makinada. Ya da başka ayar düğmeleri falan. Ama görüyorsundur bu düğmeleri. Önündedir. Basarsın düğmeye kullanırsın makinayı. Hayat da böyleymiş. Böyle düğmeler var. Hep basıyosun onlara. Sen basıyosun, makina da geriye kalanları yapıyor. Ne var ki bu düğmelerden çok var bizde. Önümüzde