Yarın Taksim’de gerginlik var, muhtemelen kavga çıkacak… Her yıl olduğu gibi bu yıl da 1 Mayıs kutlamalarına lüks araçlarıyla gitmeyi planlayan SENDİKA AĞALARINA duyurulur..: Kardeş janjanlı dütdütleriniz çizilebilir.. Dilerseniz yarın makam(!) arabalarınızı kullanmayın… Bodyguard çemberinin ortasında yürüyerek tebaanızı selamlayın…
Hani gülsen diyorum…öyle içten,sıcacık,samimi… Sonra ben nerde olduğumuzu, Hangi ayda bulunduğumuzu, Saatin kaç olduğunu unutsam… Çayı şekersiz yudumlasam da farkına varmasam.. O an yitiriversem içimde sarmaş-dolaş olan geçmişin tortusunu,gelecek kaygısını… Gözlerinin içi gülse, gözlerimin içine… Sanki cennetle müjdelenmişim gibi gidiverse içimdeki korkular…Umut dolsam baştan aşağa… Sen gülsen bana… Ve ben bir kez daha hayran kalsam Allah’a ~ Bir
Bir bahar günü ! İnsanın içi üşür/mü ? Üşüyor işte ! Birini çok seversen ! İçin kıpır kıpır ederse ! Üşürsün işte ! Belki de ! Daha önce ! Hiç yaşamamış ve hiç tatmamış olduğum duygulardandır ! Sev/din/mi ? İçin kıpır kıpır eder ! Sev/din/mi ? Üşürsün ! Üşürsün işte…!
Anlatacak çok şey var aslında… Sözler nicedir anlayan yüreğe hasret. Derim hep, insan olmak ince iş… İnce olmak meziyet…! Anlıyorum ” diyorsun ya hani… Bana kalsa budur servet. Ben anlatırım gözüm… Senin dinlemeye mecalin varsa şayet…
Yazmak o kadar da karmaşık bir iş değildir bence.Resim yapamayan kişiye resim karmaşık gelebilir, heykel yapamayana taşa can vermek. oysa bu işi yapanlarda bir yetenek bir ışık olmalı ki o işi yapabilsin. O kişiye yaptığı iş karmaşık ve zor gelmez bence. Hamura şekil verirken veya taşı yontarken gideceği yolu beyni gösterir zaten. Kuru, çorak, derinlerinde su olmayan topraktan su kaynar mı? Fakat o toprakta su varsa, toprağın altında belirli bir çoğunluğa ulaşınca fışkırır. Yazmak da öyledir
Sana olan aşkım yanımda kalmana yetmiyorsa GİT. Senin için ölürüm diyorum yetmiyorsa GİT.
kim bilir ne güzel olurdu “gitme” diye şiirler yazmak sana… gelseydi…gitme denebilirdi…ama gelmedi..gitme deme melodramından bile mahrum etti…
Aşkın ölümsüz olanı Baki olanadır. Mevlana’nın aşkı da budur. Sözlerini böyle anlamak lazım. Diğer türlü aşk verdiği lezzetin bin katıyla eleme dönüşür. Yaradılana aşk değil, sevgi duyulursa huzur bulunur. Seven ihanet bilmez, çıkar gözetmez, sırtını dönmez. Aşk kusur görene, sevda ölene kadardır
Yuksek bir yere ciktigimda dusmekten degil, Atlamaktan korkuyorum. Bendeki yukseklik korkusu da boyle bir sey.
senin hiç boğazın düğümlendimi gece gece ? benimki her gece düğüm hece hece :/