Gelemedim bırakmadılar, Kuşlar gitti,fareler gitti beni bırakmadılar. Gölgeler duvarın bu yakasında, anahtarın küflü halkasında… Parıltı gitti küf gitti beni bırakmadılar. Hacmi olmayan bu küpün kütlesi ben olmuşum,artık iki boyutluyum, Yüzey gitti ,boyut gitti beni bırakmadılar. Sana açılan o demir kapı,bir görsenki devasa yapı,, Yaz gitti kış gitti beni bırakmadılar. Masaldaki çocuk kaf dağında şimdi ,yareni olmuş zümrütü anka, Az gitti uz gitti beni bırakmadılar. Artık
“Dünya Barışı” … çok duymuştuk bu sözü, güzellik yarışmalarının finalistleri entellektüel olduklarını sergilemek için söylerdi. Papalar ,sanatçılar her fırsatta dillendirirdi. Artık klişe oldu ve içi boşaltıldı bu sözün ,kimseye birşey ifade etmiyor.Oysa “hırs” ve “nefret ” kelimelerinin içi o kadar doludur ki , yığınla ideoloji bu eksende gelişip ortaya atılmış ve toplumlar tarafından benimsenmiştir. Esasen her ideoloji bir diğerine tepki
Gerçek ; Hayal gücümüz kadar uzak , keşfetme duygumuz kadar yakındır.
Günahkâr insan kötü insan demek değildir. Zalim insanlar, insanlara zulmeden, insanlara acı çektirmekten zevk alan, mutluluk duyan insanlar kötü insanlardır. Her günahkâr zalim değildir. Günahkâr insan vicdan sahibi hatta şefkat, merhamet ve adalet sahibi de olabilir. Zalimler yani kötü insanlar günahkârların içinden çıkabileceği gibi dindar yani dini şeklen anlamış, dinin özüne varamamış dini-dar insanların içinden de çıkabilir.
İslam dünyasında gümbür gümbür Kuranlar okunuyor. Gürül gürül zikirler çekiliyor. Kuran kursları, camiler, cem evleri tıklım tıklım dolu. Sakallar, sarıklar, cübbeler, çarşaflar, şalvarlar ve misvaklar havada uçuşuyor! Kâbe ve Mekke’de izdiham yaşanıyor ama ortada İslam ve insanlık namına hiçbir şey yok! Şefkat yok! Merhamet yok! Nezaket yok! Adalet yok! Empati yok! İlim yok! Bilim yok! Ahlak yok! Vicdan yok! Vefa yok! Cehalet, safahat ve sefalet diz boyu! Her yan kandan, irinden, gözyaşından
Kadin, erkek şair icin bir imgedir aslinda… Erkek, ise kadin sair icin bir detay, bir cogalma, bir zenginliktir… Erkek sair kadini kurar, kadin sair ise erkek sairi zaten var olan bir dünyaya davet eder… Bu acidan kadin sair sanki daha gercekcidir…
ABD Başkanı Barack Obama yemin ederken iki İNCİL’e birden el bastı… Pes, abartmanın bu kadarına pes… Tamam Barack inandık, Müslüman değilsin… Yüzüğünde Arapça harflerle Allah yazıyor, hatta ağbin Müslüman ama sen değilsin.. İnandık yahu. Bu kadar kasmana, iki tane İNCİL’e filan gerek yoktu babacım… Tabii bu şovun bir de şu yönü var… ABD, Hıristiyan şeriat kanunlarıyla mı yönetiliyor? Hayır… Ama Başkan İncil’e el basarak yemin ediyor…
Okul erken yatmak,erken kalkmak demektir.Rengarenk kalemler,resimli kitaplar,parlak derili bir çanta okulu ne kadar yakınlaştırabilir ki ? ‘ Mustafa da benimle aynı okula mı gidiyor anne? ‘ Okulda tenefüsler,akasya dallarını bayram yerine çeviren serçelerin sarhoş sevinçlerine benzer.Susamlı simit kokan gazozlar,tek kale maçlar,birdir bir,uzun eşşek,sek sek.. ‘ Kızlar bana pis çocuk dedi anne! ‘ Yaşam,küçüklerimi korumak,büyüklerimi saymak zil çalınca sınıfta olmak…Zil
Tamam unut beni..Unut bana dair ne varsa,sil aklındakileri..Belki yeniden karşılaşırız yağmurun altında,yeniden tanışırız..İki yabancı gibi.
”İnsanı mutsuz edecekler adında şeyler” adında bir liste yap deseler ilk sıraya hiç düşünmeden iyi bir hafıza yazarım.Parantez içinede kocaman bir ”Unutamamak Bilen bilir unutamamanın unutmaktan daha beter bir hastalık olduğunu.Onun adını söylerken hecelerin boğazına düğümlenmesini bilen bilir.Çeken bilir bunu ne kadar yazarsam yazayım hisseden anlar her yüzde onu görmenin ne demek olduğunu. Onunla gittiğiniz yerlere artık gidemez olursunuz mesela.Uzaktan bakabilirsiniz ancak